VERİMLİ VE ETKİLİ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

VERİMLİ VE ETKİLİ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Severek Çalışmak…

Sevgili arkadaşlar,

Severek çalışan başarır. Sevgisiz olmaz. Hem de kesinlikle olmaz. Verimli ve etkili çalışmanın ilk ve en önemli koşulu sevmektir. Severek çalışan kolay öğrenir, sıkılmaz, kaygı ve strese kapılmaz, çalışmaktan bıkmaz ve başarıya her zaman yakındır.

Severek çalışmayan zorlanır, kolay öğrenemez ve çalışmaktan bıkar. Severek çalışmayan, kaygılı ve streslidir. Bundan dolayı da başarısızlığa adeta davetiye çıkarır.

Ancak şunu da hemen belirtelim ki, çalışma sevgisi hemen gelmez, mücadele etmek ve sevgiyi istemek, aramak lazımdır. Çalışma sevgisi genellikle sistemli çalışmaktan doğar. Çalışmasını belli bir sistem çerçevesinde yapmayan dersi ve ders çalışmayı sevemez. Çünkü sistemsiz çalışma verimsizdir.

Verimsizlik ise öğrencinin moralini bozar ve neticede çalışmaktan uzaklaşmasına sebep olur.

Severek ve isteyerek çalışmak kişinin sahip olduğu kabiliyetlerini kullanmasına imkân verir. Hatta bazı durumlarda sevgi ve arzunun gücü çok zor görünen şeylerin dahi kolayca yapılmasını sağlar. Biz bu durumu kabiliyet, sevgi ile çalışmak ve moral-motivasyon arasındaki ilişkiyi şöyle özetleyebiliriz. İnsanların yapabileceklerinin limiti yeteneklerine bağlıdır ancak yapabildiklerinin sınırını sevgi ile çalışmaları ve moral-motivasyon düzeyleri belirler. O halde tam kapasitemizin içindeki, kullanılabilir kapasitemiz bilgi ve yeteneklerimize bağlıdır. Kullanabileceğimiz kapasitenin içinden kullandığımız kısmı ise duygusal durumumuza bağlıdır. Bu durumda başarılı bir öğrenci neyi nasıl yapması gerektiğini bilen ve yapması gerekenleri yapabilmesi için gerekli psikolojik enerjiyi oluşturabilendir. Öyleyse başarılı öğrenmeyi şöyle formüle edebiliriz:

Başarılı öğrenme = % 50 plan, yöntem ve teknik + % 50 moral + sevgi ile çalışmak

Keyif alarak zevk duyarak çalışın. Mutluluk, huzur, başarı ve iç barışıklığın severek çalışmanın içinde saklı olduğunu bilin. Bilin ki çalışmaktan keyif alın. Hayatın her alanında gerekli olan çalışmayı severek yapın ki okumaktan, mücadele etmekten ve hayattan nefret etmeyin.

Mutluluğu yapacağınız can sıkıcı çalışmalardan sonra elde edeceğiniz zafer neticesinde ulaşılacak bir duygu olarak kesinlikle görmeyin. Başarıya giden yolda yapılacak çalışmaların her birini ayrı ayrı birer mutluluk vesilesi görün ve çalışmalarınızı oyun oynuyormuş gibi keyif alarak yapmaya çalışın. Bu konuda John Maxwell Başarı Yolculuğu isimli kitabında başarıyı hayat boyu devam eden bir yolculuk olarak görülmesini tavsiye etmekte ve bu yolculuğun her anından zevk alınması gerektiğini bildirmektedir.

Sadece ders çalışmaktan değil yapılan her işten zevk almak gerekir. Severek çalışan, çalışmaktan zevk alan yaptığı her işte başarılı olur.

Başarı ve Mutluluk Severek Çalışmanın İçinde Saklıdır

İnşaat alanında faaliyet gösteren üç şirkette inceleme yapan bir denetim şirketi ilginç bir durumla karşılaşır. Yaklaşık olarak aynı zamanda kurulmuş ve hemen hemen aynı miktarda sermayeyle çalışmaya başlamış bu üç şirketin şu an ki durumları birbirinden çok farklıdır. Birinci şirketin durumu kötü, ikincisinin orta, üçüncüsünün ise oldukça iyidir. Denetim şirketi bu durumla ilgilenir ve üst yönetimden de izin alarak, işçilerle konuşmaya başlar.

Birinci şirketin yaptığı inşaata giderek birkaç işçiye ne yaptıklarını sorar. İşçiler hep bir ağızdan durumlarından şikâyet ederek, çok az bir gelirle, yakıcı sıcağın altında ilkel aletlerle çalıştıklarını söylerler. Yönetimden de şikâyet ederek, yönetimin işçilerin hallerinden anlamadığını çalışma saatlerinin çok fazla ve şartların da çok ağır olduğunu söylemeyi ihmal etmezler.

İkinci şirketin inşaat alanına geldiğinde yine çalışmakta olan birkaç işçinin yanına gelerek ne yaptıklarını sorar. İşçiler, mühendisin kendilerine verdikleri projeyi hayata geçirdiklerini, bu işin zor olduğunu ama ailelerin geçimini temin etmek için bu işi yapmak zorunda olduklarını söylerler.

Üçüncü şirketin inşaat alanına geldiğinde ise gördüğü manzaradan dolayı bir hayli şaşırır. Çünkü işçilerin büyük bir azim ve gayretle çalışmakta olduklarını görür. İşçiler sanki, şirketin inşaatında değil de kendi evlerinin inşaatın da çalışıyormuş gibi isteklidirler. Bir işçinin yanına gelerek ne yaptığını sorar. İşçi büyük bir keyifle anlatmaya başlar; ben ve üç arkadaşım ileride bulunan binaya tuğla ve taş taşıyoruz, şurada bulunan beş kişi gerekli olan harcı yapıyorlar, eliyle inşaatın dördüncü katını göstererek, orada bulunan arkadaşlarım ise tuğla ve taşları inci gibi dizerek, inşaatın duvarlarını örüyor, biz hep beraber bir şaheser meydana getiriyoruz, der. Denetim şirketinin elemanı aldığı cevaplara hayli şaşırmıştır. İşçiye dönerek, az ileride çalışanların arasında takım elbiseyle dolaşan kişinin kim olduğunu sorar. İşçi gülümseyerek o mu der. O bizim patronumuzdur. Çoğu zaman öğle yemeğini bizimle yer ve yemekten sonra işçilere çayları bizzat kendi elleriyle dağıtır. Bütün işçiler onu çok sever o da işçileri… Bak der işçi, cebinden çıkardığı bir avuç parayı göstererek. Bunları az önce patronumuz herkese pirim olarak dağıttı. Bu yaptığımız dört katlı bir okul olacakmış ve üç ay sonra bitirilmesi gerekiyormuş. Ama biz yaklaşık on gün sonra inşaatı teslim edeceğiz, bundan dolayı da belediye, şirkete ödül vermiş. Sağ olsun patronumuz da gelerek bu ödül sizin hakkınızdır diyerek hepsini bize yani işçilerine dağıttı. Sen söyle, böyle bir ortamda kişi çalışmaz da ne yapar?

Denetim şirketinin görevlisi geri dönerken kendi kendine şunları söylüyordu. Üç firmada aynı işi almıştı, yani okul yapacaklardı. Ama birinci firma henüz temelini yeni atmıştı; ikincisi, birinci katı bitirmişti, üçüncü firma ise neredeyse inşaatı bitirmişti. Demek ki severek çalışmak ve ekip ruhuyla hareket etmek bu kadar önemliymiş…..

 

Yrd. Doç. Dr. Ahmet AVCI “Başarılı ve mutlu olmaya var mısın?”